Foto Galeri
Yorum Hattı
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Bakan Demir'den Referandum Ve Deprem Senaryolarına İlişkin Değerlendirme
Bayındırlık ve İskan Bakanı Mustafa Demir, 12 Eylül referandumu öncesinde muhalefet partileri tarafından yürütülen "Hayır" kampanyalarının tabanda çok ters etki yaptığını söyledi.

07 Eylül 2010 11:56

Bayındırlık ve İskan Bakanı Mustafa Demir, 12 Eylül referandumu öncesinde muhalefet partileri tarafından yürütülen "Hayır" kampanyalarının tabanda çok ters etki yaptığını söyledi.

İhlas Haber Ajansı (İHA) Samsun Bölge Müdürlüğü'nü ziyaret eden Bayındırlık ve İskan Bakanı Mustafa Demir, Bölge Müdürü Ali Yılmaz Ergen'e referandum çalışmaları hakkında açıklamalarda bulundu. Vatandaşlara anayasa değişikliği paketi ile nelerin değişeceğini anlattıklarını söyleyen Bakan Demir, "Kişi hak ve özgürlükleri noktasında özellikle HSYK'nın yapısının yeni gelen teklifle güçlendirilip daha bağımsız hale getirilmesi, Anayasa Mahkemesi'nin daha bağımsız ve daha güçlü, daha kurumsal hale

dönüştürülmesi, bunların çok iyi anlatılınca anlaşıldığını gördük. Verimli bir referandum çalışması oldu" dedi.



"BEKLENENİN ÜZERİNDE KABUL GÖRECEK"

Referandum sonucu ile ilgili kanaatinin olduğunu, fakat bunu ifade etmeyi doğru bulmadığını belirten Demir, "Dikkat çekilmesi gereken nokta; aslında 73 milyon insanımızın hem demokrasi standartlarının daha iyi seviyeye taşınması hem de temel hak ve hürriyetlerinin Anayasa'da etkin ve belirgin bir şekilde yer almasına katkı sağlayacak olan bu anayasa paketine muhalefet parti yöneticilerinin 'hayır' kampanyası yürütmesinin toplumda hiç doğru algılanmadığını, hoş karşılanmadığını müşahede ettik. Daha çok

kafa karışıklığına sebebiyet verecek tarzda muhalefet parti liderleri kampanya yürütüyorlar. Bunun tabanda çok ters etki yaptığını tespit ettik. Anayasa paketinin beklenenin üzerinde bir kabul oyuyla yürürlüğe gireceğini düşünüyorum. 13 Eylül'de çok şey değişecek. Özellikle Anayasa kavramı bu kampanya sürecinde çok değerlendirildi. Özellikle bu kavramın etrafında başka tartışmalara da yol açılmak istendi. Topyekun görüyoruz ki, halkın bu konuda ilgisi, dikkati daha çok bilgi edinmeye yönelik bir mahiyet

kazandı. 13 Eylül'de bu Anayasa Değişikliği Paketi'nin yürürlüğe girmesi durumunda inanıyorum sivil anayasayı oluşturmada bize çok büyük bir kapı aralamış olacak" diye konuştu.



"DEPREM SENARYOLARINDA RAKAMSAL VERİLERİ DOĞRU BULMUYORUM"

Deprem oluşmadan ortaya atılan rakamsal verileri doğru bulmadığını vurgulayan Bakan Demir, "Bizim özellikle depreme dayanıksız bir yapı stokumuz olduğu malum. Özellikle deprem senaryoları noktasında ifade edilen rakamsal verileri ben çok doğru bulmuyorum. Bunlar belki konunun ehemmiyetini ifade etmek için dile getiriliyor, gündeme taşınabiliyor ama olabilecek olan aynı yerdeki belli zaman aralıkları içerisindeki depremlerin oluş şekli, şiddetleri, yer kabuğuna yakınlığı, fay hatlarının deprem anındaki

harekete geçiş şekli. Bunların yapı üzerindeki etkilerini bugünden kestirmek pek mümkün değil. Büyük şiddette, yapılar üzerinde yıkıcı etki yapabilecek dalgalara sebebiyet veren bir deprem büyük can ve yapı kayıplarına sebebiyet verebilir ama bunu rakamsal verilere dökmek çok mümkün değil. Özellikle 1999 depreminde çok ciddi can kaybına ve yıkıma uğradık. Bu bir nevi de güvenli yapı kavramında toplumun tüm kesimlerinin, tüm ilgililerin dikkatini bu alana çekti. Elazığ depreminde de 41 tane vatandaşımızı

kaybettik. Kırsal alanda çok ciddi yapı kayıplarına sebebiyet verdi, halbuki şiddeti düşüktü. Depremin oluş şekli, yer kabuğuna yakınlığı, bölgedeki evlerin kerpiç veya taştan ve çamurdan yapılmış olması bu yıkıma sebebiyet verdi. Kırsal ve kentsel yapı stokumuzun şekline, cinsine, zeminle irtibatlarına göre farklılık gösterecektir" şeklinde konuştu.



"İSTANBUL'DA YÜZDE 15'LİK YAPI STOKUMUZ YIKIM TEHLİKESİYLE KARŞI KARŞIYA"

Türkiye'nin özellikle son 10 yılda güvenli yapı yapma noktasında çok büyük mesafe aldığını belirten Demir, açıklamalarına şöyle devam etti:

"Son 10 yılda belediyeler tarafından, TOKİ tarafından ciddi dönüşüm projeleri de uygulandı. Ayrıca vatandaşların da belediyelerin yaptığı yeni imar planı çalışmalarıyla birlikte ruhsata aykırı, ruhsatsız kaçak yapıların olduğu yerlerde bir dönüşüm de yaşanıyor. Bunlar depreme dayanıksız yapı stokumuzu hızla azaltıyor. Bizim yaptığımız genel bir çalışmaya göre, özellikle İstanbul bölgesinde 7 şiddetinin üzerinde bir deprem olması durumunda yüzde 15'lik bir yapı stokumuzun yıkım tehlikesiyle karşı karşıya

olduğunu gösterir şekilde bir veri var. Bunlar çok net, bilimsel, mühendislik yöntemleriyle yapılmış çalışmalardan ziyade daha çok anketvari, yapı şekillerine dayanan ön çalışma şeklinde. Orta hasara uğrayabilecek yapı stokumuz yüzde 20 civarında. Toplam yüzde 40 ile 50 arasında yapı stokumuzun risk altında olduğunu gösteriyor. Bu rakam her geçen gün azalıyor. Önemli olan bugün depreme dayanıklı yapıların yapılıyor olmasıdır. Bu çok önemli. Dönüşüm projeleriyle de depreme dayanıksız olan yapı stokumuzu her

geçen sene, her geçen gün azaltmaya doğru gidiyoruz. Kentsel dönüşüm projelerini daha etkin, daha yaygın bir şekilde gerçekleştirmemiz lazım. Bildiğiniz gibi kentsel dönüşüm projeleri daha çok yerel yönetimlerin yetkisinde. TOKİ bunu yapabiliyor ama yerel yönetimlerle anlaşmayla yapabiliyor. Anadolu'nun pek çok yerinde kentsel dönüşüm projelerinde TOKİ çok büyük görevler üstlendi. Kırsal alanda da yapı stokumuzu dönüştürecek yapı modellerini geliştirmemiz gerekiyor. Burada biraz eksiğiz."


YAZARLAR
Video Galeri